ORGE E-Mobilite Başkanı Ahmet Birleştirici: “Şarj Altyapısı Sektörü Kritik Bir Darboğazdan Geçiyor”

Elektrikli araç (EA) pazarı kitlesel yaygınlaşma evresine girerken, şebeke kapasiteleri ve uluslararası regülasyonlar sektörü yeniden şekillendiriyor. ORGE E-Mobilite Başkanı Ahmet Birleştirici, e-mobilite sektörünün mevcut durumu, karşılaşılan teknik zorluklar ve gelecek stratejilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Elektrikli araç şarj altyapısının erken benimseme aşamasından kitlesel pazar yaygınlaşmasına geçerken hem küresel standartların hem de yerel şebeke kısıtlarının kesiştiği kritik bir darboğazdan geçtiğini vurgulayan ORGE E-Mobilite Başkanı Ahmet Birleştirici, Avrupa Birliği’nin “Fit for 55” mevzuatı ve yaklaşan COP31 iklim zirvesi vizyonunun, sektörü salt donanım tedarikinden akıllı, şebeke entegre ve dinamik yönetilen enerji sistemlerine (BESS, V2G) doğru evrilmeye zorladığını belirtti.

Sahada Karşılaşılan Yapısal ve Teknik Zorluklar

Şarj ağı operatörleri ve donanım üreticilerinin hızlı büyüme ivmesine rağmen sahada ciddi teknik engellerle karşılaştığına dikkat çeken Ahmet Birleştirici, öne çıkan başlıca risk ve zorlukları şöyle sıraladı:

  • Şebeke Kapasitesi ve Trafo Limitleri: Özellikle toplu konutlarda ve ticari alanlarda (Kat Mülkiyeti Kanunu ve Otopark Yönetmeliği kapsamındaki kurulumlarda) mevcut trafo güçleri eşzamanlı AC/DC şarj talebini karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Dinamik Yük Yönetimi (DLM) altyapısının eksikliği, pik saatlerde şebeke çökme riskini artırmaktadır.
  • Donanım Güvenilirliği ve Termal Yönetim: Çift soketli eşzamanlı şarj (dual-vehicle testing) senaryolarında, motor kilit mekanizmaları ve On-Board Charger (OBC) uyumsuzlukları kaynaklı termal hasarlar ile arızalar operasyonel maliyetleri (OPEX) yükseltmektedir.
  • Regülasyon ve Standardizasyon Maliyetleri: TS EN IEC 61851-1, Class A EMC, LVD ve IP55/IK10 gibi sertifikasyon süreçleri ile TSE belgelendirme şartları, Ar-Ge ve pazara çıkış sürelerini uzatmaktadır.

“AFIR ve COP31 Küresel Standardizasyonu Zorunlu Kılıyor”

Uluslararası iklim politikalarının şarj altyapısının teknik gereksinimlerini doğrudan yeniden şekillendirdiğini belirten Birleştirici, AB’nin emisyonları %55 azaltma hedefi kapsamındaki AFIR regülasyonunun ana arterlerde her 60 km’de bir en az 150 kW DC hızlı şarj istasyonu zorunluluğu getirdiğini ifade etti.

Birleştirici, Türkiye’den Avrupa’ya ihracat yapacak veya yerel ağını AB standartlarına entegre edecek üreticiler için şu teknik zorunlulukların doğduğunu vurguladı:

  • Kredi kartı/POS entegrasyonu ile ad-hoc (aboneliksiz) ödeme altyapısı.
  • Akıllı şarj ve ISO 15118 “Plug & Charge” (Tak ve Çalıştır) teknolojisinin entegrasyonu.
  • OCPP 1.6J protokolünden siber güvenlik standartları artırılmış OCPP 2.0.1 altyapısına geçiş.

Ayrıca yaklaşan COP31 görüşmelerinin ana gündem maddelerinden birinin ulaşım elektrifikasyonunun şebeke üzerindeki yükünü hafifletmek olacağını belirten Birleştirici; sektör vizyonunun tekil şarj cihazlarından ziyade, Güneş Enerjisi (GES) ve Batarya Enerji Depolama Sistemleri (BESS) ile desteklenen Hibrit Şarj Merkezleri’ne kaydığını, Araçtan Şebekeye (V2G – Vehicle to Grid) çift yönlü şarj standartlarının elektrikli araçları birer hareketli depolama birimine dönüştüreceğini söyledi.

“AFIR & Şebeke Etki Simülasyonu: 5. Yılda Çökme Riski %85’e Ulaşıyor”

Simülasyon verilerine ve şebeke kararlılığı analizlerine değinen Ahmet Birleştirici, elektrikli araç parkının 5. yılda 6.5 milyon araca ve gerekli toplam gücün 7.2 GW seviyesine ulaşmasının öngörüldüğünü ifade etti. Birleştirici, Dinamik Yük Yönetimi (DLM), V2G ve BESS entegrasyonu yapılmadığı takdirde 5. yılda şebeke çökme riskinin %85 gibi kritik bir seviyeye yükseleceği uyarısında bulundu.

Türkiye Pazarında Yerli Üretim ve Kamu Teşvikleri

Türkiye’de EPDK’nın Şarj Ağı İşletmeci lisanslamaları ile başlayan sürecin yerli üretimi ve kamu altyapısını destekleyen bir modele evrildiğini kaydeden Birleştirici, şunları aktardı:

  • DMO Tekno Katalog ve Kamu Alımları: TOKİ, Emlak Konut ve kamu projelerinde yerli üretim şartı ve teknolojik ürün belgeleri kritik avantaj sağlamaktadır. TSE belgeli yerli AC (örneğin 22 kW) ve DC şarj istasyonları, Devlet Malzeme Ofisi üzerinden doğrudan kamu ihalelerine entegre edilebilmektedir.
  • Teşvik Mekanizmaları: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı, 150 kW ve üzeri yüksek güçlü DC şarj istasyonlarının yerli güç elektroniği tasarımlarına yönelik Ar-Ge projelerini desteklemektedir.

Sürdürülebilir Kârlılık ve Ölçeklenme Stratejileri

Sektörde kalıcı ve kârlı bir büyüme yakalamak için izlenmesi gereken ürün ve pazar stratejilerini açıklayan ORGE E-Mobilite Başkanı Ahmet Birleştirici, sözlerini şöyle tamamladı:

“Şarj donanımı tek başına zamanla düşük marjlı bir emtiaya dönüşme riski taşıyor. Asıl katma değer; çoklu cihazları yöneten, Zamanlı Tarifelere (TOU) göre gücü dengeleyen ve ESP32/Modbus RS485 tabanlı yerel haberleşme kartlarıyla entegre çalışan yazılım tabanlı akıllı enerji yönetimi (SaaS) çözümlerindedir.

Kent içi alan kısıtlarını aşmak için sokak aydınlatma direklerine entegre üniteler ve dayanıklı dış mekan kabin tasarımları (wallbox ve totem) öne çıkacaktır. Finansal ölçeklenmede ise 22 kW AC cihazlarda yüksek hacimli seri üretimle nakit akışı sağlanırken, 150 kW+ DC cihazlarda otoyol ve ticari hub’lar gibi stratejik noktalarda yüksek kârlılıklı proje bazlı satışlara odaklanılmalıdır.”