Diplomadan Bilgiye, İdeolojiden Mesleğe: Mühendisin Kurtuluş Reçetesi

Diplomadan Bilgiye, İdeolojiden Mesleğe: Mühendisin Kurtuluş Reçetesi

Mustafa Fazlıoğlu (Elektrik Mühendisi / İTÜ)

İTÜ’nün Gümüşsuyu veya Ayazağa koridorlarında 1990 yılında mezuniyet heyecanı yaşarken, cebimizdeki diplomanın sadece bir kağıt değil, topluma karşı bir “liyakat sözleşmesi” olduğuna inanırdık. Ancak bugün geldiğimiz noktada, mesleğimizin ve çatı kuruluşumuz Melek odalarının içinde bulunduğu durum, ne yazık ki bu sözleşmenin ciddi yara aldığını gösteriyor.

“Sizinkiler-Bizinkiler” Kıskacında Boğulan Mühendislik

Meslek odalarımız bugün birer teknik rehber olmaktan çıkıp, “partizanca siyasetin” kalesi haline gelmiş durumda. Koridorlarda teknik standartlar, harmonik filtreler veya enerji verimliliği yerine; “kimin hangi cenahtan olduğu” konuşuluyor. “Sizinkiler” ve “Bizinkiler” ayrımı, mühendislik etiğinin üzerine kara bir bulut gibi çöktü.

Üyelerin odalara bakış açısı bu yüzden mesafeli ve soğuk. Mühendis, odasını sadece “aidat ödenen ve belge alınan bir durak” olarak görüyor. Çünkü oda, üyesinin sahadaki yalnızlığına çözüm üretmek yerine, ideolojik bildirilerle enerji harcıyor. Oysa elektrik akımı, pano patladığında veya bir trafo arızalandığında kimsenin siyasi görüşüne bakmaz.

Saha ile Teori Arasındaki Uçurum: Diplomadan Fazlası Lazım

Bugün sahada en büyük kanayan yaramız; teorik bilgi ile pratik uygulama arasındaki kopukluktur. Üniversitelerimizden mezun olan genç meslektaşlarımız, ellerinde diplomalarıyla sahaya indiklerinde bir “yeterlilik boşluğuna” düşüyorlar.

  • Japonya ve Avrupa Örneği: Japonya’da meslek kuruluşları, mühendisin sadece diplomasına bakmaz; sürekli eğitim ve sertifikasyonla yetkinliği denetler. Avrupa’da mühendislik eğitimi, sanayi ile iç içe, uygulama odaklı yürütülürken; bizde ne yazık ki “diploma her şeydir” yanılgısı hakim.
  • Çözüm: Eğitim, diploma ile biten bir süreç değil, yaşam boyu süren bir yolculuktur. Meslek odaları üyelerine yönelik “Destek Eğitim Programlarını” ideolojik birer rutin olmaktan çıkarıp, uluslararası geçerliliği olan belgelendirme sistemlerine dönüştürmelidir. Mühendis, odasından aldığı eğitimin piyasada bir karşılığı olduğunu bilmelidir.

Ücret Politikaları ve Mesleki İtibar

Mühendislerin asgari ücret seviyelerine gerileyen maaş politikaları, aslında yaşadığımız bu “nitelik kaybının” bir sonucudur. Yeteneği ve uygulama bilgisi eksik olan mühendis, sahada ustaların veya teknikerlerin karşısında teknik otorite kuramaz hale geliyor. Teknik otoritenin sarsıldığı yerde, ekonomik itibar da yerle bir olur.

Sahadaki Mühendisin Sorunları ve Çıkış Yolu: Sahada yaşanan periyodik kontrol sorunları, raporlama hataları ve İSG açıklarının temelinde “bilgi eksikliği” yatmaktadır. Çözüm; odaların üyesini siyasi görüşüne göre değil, uzmanlık alanına göre gruplandırıp, sahaya yönelik “Uygulama Akademileri” kurmasıdır.

Sonuç Olarak;

Biz İTÜ’lüler “Arı” gibi çalışmayı, üretmeyi ve rasyonel düşünmeyi öğrendik. Meslektaşlarımızın birbirine önyargı ile yaklaşması, mesleğimize ihanettir. Mühendisin partisi teknik, dini liyakat, dili ise bilim olmalıdır. Odalarımızı partizanca yaklaşımlardan temizleyip, tekrar “bilgi üretim merkezleri” haline getirmediğimiz sürece, sahadaki itibarımızı geri kazanamayız.

Unutmayalım; diploma kapı açar, ancak o odada sizi tutacak olan bilgidir.”