Mühendislik Yemininden Siyasi Sloganlara: Nereye Gidiyoruz?

Mühendislik Yemininden Siyasi Sloganlara: Nereye Gidiyoruz?

Mustafa FAZLIOĞLU Elektrik Mühendisi (İTÜ)

Çok yıllar önce İstanbul Teknik Üniversitesi’nin o tarihi taş binasından içeri girerken, zihnimizde sadece bilim, teknik ve bu ülkeyi inşa etme heyecanı vardı.Bizler, “Arı” ekolünden gelen mühendisler olarak, analitik düşünmeyi ve rasyonel çözümler üretmeyi bir yaşam biçimi olarak benimsedik. Ancak bugün, mesleki evimiz olan Mühendisler Odası’nın koridorlarında yankılanan seslere baktığımda, derin bir keder ve endişe duyuyorum.

Sloganların Gölgesinde Kalan Teknik Akıl

Son dönemdeki oda seçimleri, mesleki bir dayanışma platformundan ziyade, adeta genel seçimlerin bir provasına dönüşmüş durumda. Bir yanda savrulan zıt kutuplu sloganlar, diğer yanda ideolojik kamplaşmalar… Mühendislik; rasyonalitedir, tarafsızdır ve evrenseldir. Odanın bir siyasi partinin “arka bahçesi” gibi algılanması ya da doğrudan politik bir aygıta dönüştürülmesi, en büyük zararı yine biz mühendislere veriyor. Bu ötekileştirici dil yüzünden binlerce meslektaşımız odadan kopmuş, aidiyet duygusunu yitirmiş ve kendini “evsiz” hissetmeye başlamıştır.

Diploma Var, Liyakat ve Saha Nerede?

Bugün eğitim sistemimiz maalesef sadece “diploma odaklı” bir üretim bandına dönüşmüştür. Yeni mezun meslektaşlarım sahaya adım attıklarında, üniversitede aldıkları teorik bilginin sahadaki sert gerçeklerle örtüşmediğini görüyorlar.

  • Eğitim Eksikliği: Odaların asli görevi üyelerini teknik olarak ileriye taşımaktır. Ancak bugün oda destekli eğitimler hem sayıca hem de nitelikçe yetersizdir.
  • İtibarsızlaşma: Mühendislik mesleği, hem maddi karşılık olarak hem de bilgi birikimi noktasında ciddi bir itibarsızlaşma süreci yaşamaktadır. “Teknik siyasetten” uzak olan yönetimler, mühendisin haklarını savunmak yerine genel siyasetin rüzgarına kapılmayı tercih etmektedir.

Sahadaki Mühendisin Çığlığı

Şantiyede, fabrikada, proje ofisinde ter döken mühendis bugün sahipsizdir. Sorumluluk en üst düzeydeyken, yetki ve sosyal haklar her geçen gün erimektedir. Oda yönetimi ideolojik kavgalara enerji harcarken; sahadaki mühendisin iş güvenliği, imza yetkisi istismarı ve düşük ücret politikaları gibi hayati sorunları masada sahipsiz kalmaktadır.

Peki, Ne Yapmalı?

Her ne görüşten olursak olalım, hangi siyasi partiye gönül verirsek verelim; bizleri birleştiren ortak payda “Mühendislik Kimliği” olmalıdır. İşte çıkış reçetemiz:

  1. Siyasetten Arınmış, Teknik Odaklı Oda: Odalar, siyasi yapıların arka bahçesi olmaktan çıkarılmalı; oda yönetimine “teknokrat” bir bakış açısı hakim kılınmalıdır.
  2. Eğitimde Süreklilik: Diploma sonrası, sahada karşılığı olan teknik eğitimler odanın öncelikli vizyonu haline getirilmelidir.
  3. İade-i İtibar Mücadelesi: Mühendisin emeğinin piyasa şartları altında ezilmemesi için odalar, gerçek bir “meslek koruyucu” rolü üstlenmelidir.
  4. Birlikte Hareket Etme Kültürü: Kutuplaşmayı değil, mesleki dayanışmayı esas alan bir yapı kurulmalıdır. Sorunlarımız ortaksa, çözümümüz de ortak olmalıdır.

Netice itibarıyla; Bizler bu ülkenin teknik aklıyız. Eğer bizler kendi odamızda birleşemezsek, ülkenin kalkınma vizyonuna nasıl yön verebiliriz?Bir ağabeyiniz, bir meslektaşınız olarak çağrımdır: Gelin, omuzlarımızdaki ideolojik yükleri kapının önünde bırakalım ve sadece “Mühendis” olarak birleşelim. Çünkü teknik akıl, sloganlardan çok daha güçlüdür.