Geleceğin sahibi kim?
Yapay zekâyı geliştiren mi?
5G ağlarını kuran mı?
Veriyi elinde tutan mı?
Yoksa bütün bu sistemlerin arkasındaki büyük düzeni okuyabilen mi?
Bir elektrik mühendisi olarak biliyorum: Bir sistem yalnızca kablolardan, devrelerden ve enerjiden ibaret değildir. Her sistemin bir frekansı, bir dengesi, bir kaynağı ve bir yönü vardır.
Bugün insanlık, 5G ile bilgiyi ışık hızına yaklaştırırken, yapay zekâ ile düşüncenin sınırlarını zorluyor. Milyarlarca cihaz aynı ağda birbirine bağlanıyor. İnsanlar hiç olmadığı kadar bağlantılı hâle geliyor.
Ama garip bir çelişki var:
Bağlantımız arttıkça kendimizden uzaklaşıyoruz.
Yapay zekâ artık yazıyor, hesaplıyor, öğreniyor, analiz ediyor. Yakında insanın yaptığı birçok işi daha hızlı ve daha düşük maliyetle yapabilecek. Fakat yapay zekânın hâlâ cevaplayamadığı en büyük soru şu:
“Ben neden varım?”
Çünkü insan yalnızca bir işlemci değildir.
Beyin bir biyolojik bilgisayar gibi çalışabilir; sinirler elektriksel sinyaller taşıyabilir; beden milyarlarca hücreden oluşan muazzam bir sistem olabilir. Fakat bütün bunların ötesinde insanın anlam arayışı vardır.
İşte burada mühendislik ile varlık arasındaki sınır incelir.
Evrene baktığımızda da aynı düzeni görürüz. Atomlardan galaksilere kadar her şey bir hareket, etkileşim ve denge içinde varlığını sürdürür. Biz buna fizik diliyle frekans, enerji, rezonans ve sistem diyebiliriz.
Fakat bütün bu düzenin kendisi bize daha büyük bir soruyu sordurur:
Bu düzenin kaynağı nedir?
Mühendis devreyi tasarlar.
Bilim insanı yasayı keşfeder.
Yapay zekâ veriyi işler.
İnsan anlam arar.
Ve insanın anlam arayışı, onu sonunda kendi kaynağına götürür.
Allah.
Belki de geleceğin gerçek mücadelesi yapay zekâ ile insan arasında olmayacak.
Asıl mücadele, insanın kendi özünü kaybetmeden teknolojiyle birlikte yürüyüp yürüyemeyeceği üzerine kurulacak.
Çünkü geleceği makineler şekillendirebilir; fakat geleceğe anlam veremezler.
5G bizi birbirimize bağlayabilir.
Yapay zekâ bilgimizi büyütebilir.
Kuantum teknolojileri sınırlarımızı genişletebilir.
Ama hiçbir teknoloji insana vicdan veremez.
Geleceğin sahibi, en güçlü bilgisayara sahip olan olmayacak.
Kendi frekansını kaybetmeyen insan, geleceğin gerçek sahibi olacak.
Çünkü insanın en büyük bağlantısı internete değil, Yaratıcısına kurduğu bağlantıdır.
Ve belki de geleceğin en büyük teknolojik sorusu şu olacaktır:
İnsan, dünyayı birbirine bağlarken Allah’la olan bağını koparacak mı?
Geleceğin sahibi makine değil.
Geleceğin sahibi insan da değil.
Geleceğin sahibi, geleceği var eden Allah’tır.
İnsana düşen ise sistemi ele geçirmek değil;
sistemin içindeki yerini hatırlamaktır.
Kabloyu değil, sinyali anlamak…
Sinyali değil, kaynağı bilmek…
Ve sonunda kendi içindeki devrenin kime ait olduğunu hatırlamak.
Mustafa Fazlıoğlu
Elektrik Mühendisi
ElektrikHaber.com Genel Yayın Yönetmeni

