“Yetkisiz Eller, Eksik Projeler ve Çıkmazdaki Elektrik Tesisat Kontrolleri”

İş Tesislerinde İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği, sanayi tesislerinden mahalle arasındaki küçük imalathanelere kadar her iş yerinin can ve mal güvenliğini teminat altına almak üzere kurgulandı. Ancak bugün, 16 Ağustos 2026 itibarıyla sahaya indiğimizde, kağıt üzerindeki bu mevzuat hükümlerinin gerçek hayatın sert duvarlarına çarparak nasıl işlevsizleştiğini üzüntüyle müşahede ediyoruz.

Bir elektrik mühendisi olarak yıllardır sahada karşılaştığımız en büyük aksaklıkların başında, periyodik rapor formatlarında bir dayatma haline gelen “elektrik projesi” şartı geliyor. Mevzuat ve ilgili standartlar gereği, tesisatın periyodik kontrolünü yapabilmemiz için mevcut, güncel ve “as-built” (uygulandığı şekliyle) çizilmiş bir elektrik projesinin elimizde bulunması gerekiyor. Fakat Türkiye’deki işletmelerin ezici bir çoğunluğunda ya hiç proje yok ya da mevcut projeler tesis kurulduğu ilk günden kalma, yapılan yüzlerce revizyonu içermeyen sararmış kağıtlardan ibaret. Projesi olmayan bir tesisin periyodik kontrolünü gerçekleştirmek, haritasız bir arazide yol bulmaya benziyor. Mühendis, projeyle sahadaki durumu kıyaslayıp uygunluk vermek durumunda; ancak tesis sahibi projeyi çizdirmekten kaçındığı için ihale ve denetim yükü mühendisin sırtına bindiriliyor. Bu “proje çıkmazı”, kontrol süreçlerini tıkayan kronik bir düğüm haline gelmiştir.

Tam da bu noktada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) başta olmak üzere ilgili tüm kurumların acilen sorumluluk alması bir zorunluluktur. Sahadaki tıkanıklığı aşmak adına, zorunlu kılınan periyodik denetim ve rapor formatlarının, bürokratik birer engel olmaktan çıkarılıp sahada uygulanabilir, gerçekçi ve dinamik bir biçimde acilen revize edilmesi gerekmektedir. Projesiz tesisler için kademeli geçiş mekanizmaları veya sahanın mevcut halini esnetmeden doğru tanımlayan ara çözümler üretilmezse, bu raporlama sistemi kağıt üzerinde kalmaya devam edecektir.

Sahadaki tek kriz teknik dokümantasyon ve rapor formatı eksikliği de değil. Sektörün belini büken diğer kritik dinamikler ise şunlar:

  • Eğitimsiz Eleman Problemi: Sahada ölçüm ve inceleme yapması gereken kişilerin, elektrik iç tesisat ilkelerine ve ölçüm cihazlarının teorisine hakim olmaması vahim sonuçlar doğuruyor. Belirli eğitimleri almamış, riskleri analiz edemeyen kişilerin eline topraklama megerleri verilip sahaya sürülmesi, hem iş güvenliğini tehlikeye atıyor hem de geçersiz verilerle hayali raporlar düzenlenmesine yol açıyor.
  • Haksız Fiyat Politikaları ve Yıkıcı Rekabet: Mühendislik asgari ücret tarifelerini yok sayan, masa başında imzalansın diye komik rakamlara ihale edilen “çakma” kontroller, işini hakkıyla yapan meslektaşlarımızı piyasadan silme noktasına getirdi. Ucuza kapatılan denetimlerin bedeli, ne yazık ki öngörülemeyen elektrik yangınları ve iş kazalarıyla ödeniyor.

Elektrik tesisatı periyodik kontrollerinin mış gibi yapılarak geçiştirilecek bir bürokratik prosedür olmadığını artık kavramak zorundayız. Denetimlerin yetkin elektrik mühendislerince, sahaya uygun revize edilmiş rapor formatlarıyla ve hak ettiği mühendislik değerine yakışır koşullarda yapılması, endüstrimizin can güvenliği için ertelemeyeceğimiz bir zorunluluktur.

Mustafa Fazlıoğlu / Elektrik Mühendisi