Mühendislik Gözüyle Yapay Zeka ve Hukuk : “ Kodlar İyi Niyet Beslemez, Sadece Parametreleri İşler”


Yapay zekâ; büyük dil modelleri, otonom algoritmalar ve derin öğrenme ağlarıyla hayatımızın tam merkezine yerleşti. Ancak bir elektrik mühendisi olarak olaya baktığımda, karşı karşıya olduğumuz tabloyu anlamak hiç de zor değil. Yapay zekâ dediğimiz olgu, en yalın hâliyle yüksek frekanslı, çok değişkenli ve muazzam boyutta veri işleyen karmaşık bir “dijital devre” sisteminden ibarettir.

Yapay zekâ teknolojilerinin hızla hayatımızın merkezine yerleşmesi ile birlikte, hukuk sistemlerinden etik tartışmalara kadar pek çok alanda köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Ancak gelinen noktada en büyük yanılgı, yapay zekâ sistemlerine “insani duygular”, “iyi niyet” veya “özgür düşünce” atfetme eğilimidir.

Yıllarını otomasyon, güç elektroniği ve teknik sistemlerin güvenliğine adamış bir elektrik mühendisi olarak vurgulamak isterim ki: Bir algoritmaya iyi niyet veya duygu yükleyemezsiniz; yapay zekâ yalnızca girdiğiniz verileri ve kuralları işleyen bir matematiksel modeldir.

“İyi Niyet” Hukuki Bir Kavramdır, Mühendislik Mantığında Yeri Yoktur
Türk Medeni Kanunu’nun temel ilkelerinden biri olan objektif ve subjektif iyi niyet, insanların vicdani ve ahlaki değerlendirmelerine dayanır. Ancak bir yapay zekâ yazılımı ne kadar gelişmiş olursa olsun, arkasındaki algoritmik mantık elektrik akımının ve silikon ciplerin binary (0 ve 1) dilinden ibarettir.
Yapay zekânın “kötü niyetli bir karar alması” veya “iyi niyetle hareket etmesi” teknik olarak imkânsızdır. Eğer bir yapay zekâ kararı adaletsizliğe veya hak kaybına yol açıyorsa, sorun yapay zekânın “niyetinde” değil;
Veri setini hazırlayan mühendisin,
Algoritmayı eğiten veri bilimcinin,
Veya o sistemi denetlemeyen hukuki mekanizmanın sorumluluğundadır.

“Dip Not”
“Bir elektrik panosuna ‘iyi niyetli ol ve yangın çıkarma’ diyemezsiniz; gerekli koruma şalterlerini takarsınız. Yapay zekâ için de durum aynısıdır. Hukuk sistemimizi geleceğe taşırken algoritmaları ‘insanlaştırmak’ yerine, mühendislik disipliniyle denetlenebilir ve şeffaf standartlara bağlamalıyız. Geleceğin adaleti, kodların vicdanına değil, mühendis ile hukukçunun ortak kuracağı etik mimariye bağlıdır. Güvenliği ve hukuki çerçevesi çizilmemiş bir yapay zekâ, izolasyonu yapılmamış çıplak bir yüksek gerilim kablosundan farksızdır.”
Mustafa FAZLIOĞLU / Elektrik Mühendisi