Diplomalı İşsizlikten Pratikten Uzak Eğitime
Mustafa FAZLIOĞLU / Elektrik Mühendisi / fazlioglum@gmail.com
Elektrik mühendisliği, Türkiye’nin modernleşme serüveninin omurgasıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında kısıtlı imkânlarla barajlar kuran, şehirleri aydınlatan o fedakâr ruh, bugün yerini karışık sorunlar yumağına bırakmış durumda.
Türkiye’de mühendislik eğitimi maalesef bilgi odaklı değil, diploma odaklı bir fabrikasyona dönüştü. Her köşe başına açılan üniversiteler, laboratuvarı olmayan fakülteler ve sadece teorik formüllere sıkıştırılmış bir müfredat…
Pratik Eğitim Eksikliği: Yeni mezun bir meslektaşımız sahaya indiğinde, eline projeyi aldığında gerçek dünyayla yüzleşiyor. Okulda öğretilmeyen “şantiye gerçekleri”, “uygulama detayları” ve “yönetmeliklerin pratik karşılığı” genç mühendisi usta-çırak ilişkisinin altında eziyor.
İtibar Kaybı: Sahada teknik bilgisi zayıf bırakılan mühendis, işçinin veya teknikerin karşısında teknik otoritesini kuramıyor. Bu durum, “mühendis ne anlar” algısını besleyerek mesleğimizin itibarını zedeliyor.
Ücret Politikaları ve “Asgari” Mühendislik
Bir mühendisin aldığı sorumluluk ile banka hesabına yatan rakam arasındaki uçurum artık trajikomik bir hal aldı. Yıllarca süren ağır eğitim, alınan imza sorumluluğu ve riskin karşılığı asgari ücretin biraz üzerinde bir meblağ olamaz.
Ücret politikalarındaki bu haksızlık, tecrübeli mühendislerin sektör değiştirmesine, gençlerin ise hayallerini yurt dışına kurmasına neden oluyor. Bu sadece ekonomik bir kayıp değil, Türkiye’nin entelektüel sermayesinin beyin göçü yoluyla transferidir.
Siyasetin Gölgesinde Kalan Meslek Onuru
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), bizim evimiz, kalemimiz ve hak savunucumuz olmalıdır. Ancak ne yazık ki odanın siyasallaşması, mesleki sorunların çözümünün önüne kalın bir duvar örüyor.
Oda yönetimleri ideolojik tartışmalarla vakit kaybederken, mühendisin özlük hakları, imza yetkileri ve piyasadaki denetimsizlik rafa kalkıyor.
Siyaset üstü bir teknik kurum olması gereken EMO, bu kutuplaşma içinde maalesef üyelerine “negatif” bir etki olarak dönüyor. Mühendis, odasından teknik destek ve gelişim beklerken, siyasi bildirilerle karşılaşıyor ve odasından uzaklaşıyor.
Enerji Politikaları ve Teknolojiye Uyumsuzluk
Yanlış enerji politikaları, sadece faturaları değil, mühendisin çalışma alanını da daraltıyor. Yenilenebilir enerji, akıllı şebekeler ve enerji depolama gibi yeni teknolojilere uyum için devlet destekli programların eksikliği bizi dünyadan koparıyor.
Bilgi odaklı destek eğitimlerinin yokluğu şu sorunları doğuruyor:
Dışa Bağımlılık: Teknolojiyi üreten değil, sadece “kurulumunu yapan” operatörler haline geliyoruz.
Verimlilik Kaybı: Eski sistemlerin revizyonunda vizyoner çözümler üretemiyoruz.
Güvenlik Riskleri: Güncel standartlara hakim olmayan uygulamalar, can ve mal güvenliğini tehdit ediyor.
Sonuç Olarak
Bizler, elektriği sadece bir akım değil, medeniyetin ışığı olarak gören bir mesleğin mensuplarıyız. Ancak bu ışığın sönmemesi için; üniversitelerin sanayiyle entegre olması, EMO’nun siyaseti bırakıp mühendise odaklanması ve mühendislik emeğinin hak ettiği maddi-manevi değeri görmesi şarttır.
Mesleğimizin onurunu, siyasi hırslara ve kalitesiz eğitime kurban etmeyelim.
Biliyoruz ki; mühendisi güçlü olmayan bir ülkenin sanayisi de, geleceği de karanlıktır.
