“Sizinkiler” ve “Bizimkiler” Arasına Sıkışan Mühendislik

“Sizinkiler” ve “Bizimkiler” Arasına Sıkışan Mühendislik

Mustafa Fazlıoğlu (Elektrik Mühendisi)

İTÜ’nün o tarihi koridorlarından mezun olduğumuz gün, cebimizde sadece bir diploma değil, memleketin kalkınmasına adanmış bir idealizm taşıyorduk. Ancak bugün dönüp meslek odalarımıza, şantiyelerimize ve ofislerimize baktığımda, o idealizmin yerini derin bir kutuplaşmanın aldığını üzülerek görüyorum.

“Sizinkiler” ve “Bizimkiler” Arasına Sıkışan Mühendislik

Meslek odalarımız, mühendisin haklarını savunacak en güçlü kalemiz olması gerekirken, maalesef son yıllarda “partizanca siyasetin” birer arka bahçesine dönüştü. Odalarda artık teknik projelerden çok, siyasi kamplaşmalar konuşuluyor. Bir meslektaşımız, diğerine uzmanlığıyla değil, hangi siyasi görüşe yakın olduğuyla not veriyor.

“Sizinkiler” ve “Bizimkiler” ayrımı, mühendislik etiğinin önüne geçmiş durumda. Oysa elektrik akımı sağcıyı da solcuyu da aynı şiddetle çarpar; betonun dayanımı, döküldüğü yerdeki siyasi görüşe göre değişmez. Teknik olanın siyasileştiği yerde, liyakat can çekişir.

Eğitimdeki Eksiklik ve Sahadaki Gerçekler

Sadece siyasetle değil, aynı zamanda ciddi bir eğitim niteliği sorunuyla da karşı karşıyayız. Teori ile pratik arasındaki makas her geçen gün açılıyor. Genç meslektaşlarımız sahalara indiklerinde, kağıt üzerindeki formüllerin sahadaki zorluklarla örtüşmediğini görüyorlar. Meslek odalarının tam da burada devreye girip, bir okul gibi çalışması, mühendisleri güncel teknolojilerle donatması gerekirken; odalarımız daha çok ideolojik bildiri yayımlama yarışına giriyor.

İtibarsızlaştırma: Kendi Kalemize Attığımız Gol

Mühendislik mesleğinin itibarsızlaşmasından şikayetçiyiz. Peki, biz birbirimize nasıl davranıyoruz? Kendi siyasi görüşünden olmadığı için meslektaşını ötekileştiren, onun başarısını küçümseyen bir camia, toplumdan nasıl saygı bekleyebilir? Sahada ustaların, teknikerlerin karşısında teknik otoritesini kuramayan, çünkü pratikten kopuk yetişen bir nesil yetişiyor. Bu boşluğu doldurmak yerine birbirimizi yiyoruz.

Çözüm Yolu: Mühendislik Kimliğine Dönüş

Bu karanlık tablodan çıkış yolu bellidir:

  • Siyaset Üstü Odalar: Meslek odaları her türlü siyasi görüşe eşit mesafede, sadece “mühendis hakları” ve “kamu yararı” odağında birleşmelidir.
  • Sürekli Eğitim: Odalar, üniversite sonrası eğitimi bir lüks değil, bir zorunluluk haline getirmeli; genç mühendisi sahada yalnız bırakmamalıdır.
  • Önyargıların Yıkılması: “Sizinkiler” jargonunu lugatımızdan silip, “Meslektaşım” hitabına geri dönmeliyiz.
  • Liyakat Esaslı Örgütlenme: Görevlendirmelerde siyasi referanslar değil, teknik yetkinlik ve vizyon esas alınmalıdır.

Bizler İTÜ’de “Önce Mühendis” olmayı öğrendik. Eğer mesleki itibarımızı geri kazanmak istiyorsak, önce kendi içimizdeki bu parçalanmışlığa son vermeliyiz. Unutmayalım ki; bir binanın temeli çürükse, içindeki boyanın renginin hiçbir önemi yoktur. Bizim temelimiz de mesleki dayanışma ve liyakattir.