“Evrenin Elektriği”

Mustafa Fazlıoğlu – Elektrik Mühendisi
İnsan, mesleğini sadece ekmeğini kazanmak için yapmaz. Gerçek anlamda sevdiği bir meslek, zamanla onun hayata bakışını da şekillendirir. Ben de yaklaşık otuz beş yıllık mühendislik hayatım boyunca sayısız elektrik tesisini, enerji sistemini ve otomasyon altyapısını inceledim. Her projede aynı gerçeğe bir kez daha şahit oldum: Düzen varsa bir merkez vardır; denge varsa bir kontrol vardır; sistem varsa mutlaka onu ayakta tutan bir kaynak vardır.
Evren milyarlarca yıldır şaşmadan işleyen bu muazzam düzen nasıl ayakta duruyor? Galaksiler neden yörüngelerinden sapmıyor? Atomlar neden aynı fizik kurallarına uymaya devam ediyor? Doğanın bu kusursuz matematiği yalnızca tesadüflerle açıklanabilir mi?
Elektrik güç sistemlerinde “enterkonnekte şebeke” adı verilen dev enerji ağları bulunur. Farklı şehirlerdeki santraller aynı sistemi besler. Ancak bu sistemin çalışabilmesi için bütün üreticilerin aynı frekansta, aynı fazda ve aynı kurallar içinde hareket etmesi gerekir. Eğer biri kendi başına farklı bir frekans üretmeye kalkarsa sonuç yalnızca teknik bir arıza değildir; tüm şebekeyi etkileyebilecek büyük bir çöküştür.
İşte bu nedenle Kur’an-ı Kerim’de yer alan, “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, ikisinin de düzeni bozulurdu.” anlamındaki ayet, bana her zaman sistem mühendisliğinin temel prensibini hatırlatmıştır. Bir sistemde mutlak otorite iki tane olamaz. Çünkü iki ayrı mutlak irade, düzen değil çatışma üretir.
Elektronikte hiçbir eleman kendi başına enerji üretemez. En gelişmiş işlemci bile besleme gerilimi olmadan sadece sessiz bir silikon parçasıdır. Güç kaynağı kesildiğinde bütün devre hayatını kaybeder.
Aynı mantıkla düşündüğümüzde, atomlardan galaksilere kadar bütün varlıkların da kendi başlarına varlıklarını sürdürebilecek bağımsız bir güçleri yoktur. Her şey, kesintisiz işleyen büyük bir düzenin parçasıdır.
Bugün dünyanın en gelişmiş fabrikaları SCADA sistemleriyle yönetiliyor. Binlerce sensör, yüzlerce motor ve sayısız robot tek bir merkezden gelen komutlarla uyum içinde çalışıyor. Yazılım bozulursa üretim duruyor. Kontrol kaybolursa düzen yerini kaosa bırakıyor.
Bilim ile inanç aynı alanın konusu değildir; biri gözlem ve deneyle, diğeri vahiy ve imanla ilgilenir. Ancak ikisi de insanı hakikati aramaya yöneltebilir. Bilim bize nasıl sorusunun cevabını verirken, inanç niçin sorusunu düşündürür. İşte bu iki pencere birlikte değerlendirildiğinde, insan hem evreni daha iyi okuyabilir hem de kendi varoluşunu daha derin bir anlamla kavrayabilir.
Belki de gerçek mühendislik, yalnızca elektrik devrelerini kurabilmek değildir. Asıl mühendislik; aklı, vicdanı ve kalbi aynı merkezde buluşturabilmektir. Çünkü kendi iç dünyasında dengeyi kurabilen insan, kâinattaki büyük düzeni de daha doğru okuyacaktır.
Evren kusursuz işleyen devasa bir sistemdir. Bu sistemin kaynağı birdir, düzeni birdir ve insanın huzuru da o birliği doğru anlayabilmesinde gizlidir.