SHURA, Türkiye elektrik şebekesinin dönüşümünü EEMKON 2026’da değerlendirdi

SHURA, Türkiye elektrik şebekesinin dönüşümünü EEMKON 2026’da değerlendirdi

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi tarafından, Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle düzenlenen Elektrik-Elektronik Mühendisliği Kongresi (EEMKON 2026) kapsamında SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Kıdemli Enerji Analisti Dr. Sena Serhadlıoğlu, 15 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen “Akıllı Elektrik Şebekeleri: Üretim, İletim ve Dağıtımda Dönüşüm” oturumunda “Türkiye Elektrik Şebekesinin Dönüşümü” başlıklı sunumuyla yer aldı.

Dr. Serhadlıoğlu, sunumunda Türkiye’nin net sıfır 2053 yılı hedefleri doğrultusunda elektrik sektörünün dönüşümündeki kritik etmenlerden olan iletim ve dağıtım şebekeleri, yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonunda karşılaşılan sorunlar ve sistem operatörlerinin değişen rollerini değerlendirdi.

Türkiye elektrik sektörünün, diğer sektörlerden daha önce karbonsuzlaşarak enerji dönüşümüne öncülük etmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Serhadlıoğlu, şunları söyledi: Türkiye’nin büyüyen ekonomisiyle birlikte enerji talebi de hızla artıyor.  2024 yılı verilerine göre Türkiye birincil enerji arzı, bir önceki yıla oranla %4,4’lük, 2000 yılına oranla ise %106’lık artış gösterdi. Güncel verilere göre Türkiye birincil enerji arzının %87’si ithal fosil kaynaklardan oluşuyor. İthal yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar enerji kaynaklı dış ticaret açığını etkiliyor ve fosil kaynakların enerji karışımındaki bu belirgin pay, toplam sera gazı emisyonlarını da artırıyor. Yapılan analizlere göre enerji kaynaklı emisyonlar, Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık %72’sini oluşturuyor ve bu emisyonların %40’ı ise elektrik ve ısı üretiminden geliyor. Bu bağlamda, hem emisyonların düşmesi hem de enerji arz güvenliğinin yerli ve maliyet etkin kaynaklarla sağlanması için, temelini yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve temiz elektrifikasyonun oluşturduğu enerji dönüşümü Türkiye için en etkin çözüm”.

2025 yılı verilerine göre Türkiye elektrik kurulu gücünün yaklaşık %62’lik kısmını yenilenebilir enerji kaynakları oluşturuyor. Toplam elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ise %44 seviyelerine ulaştı. Bu durum, Türkiye elektrik sisteminin halihazırda düşük karbonlu teknolojilere başarılı bir geçiş sürecinde olduğunu da göstermekte.

SHURA’nın analizlerine göre, Türkiye 2053 net sıfır hedefleri doğrultusunda son kullanım sektörlerinde elektrifikasyon hızla artmaya devam edecek. Analizler, bu dönüşümün sağlanması için Türkiye elektrik sektörü yatırımlarının yıllık yaklaşık 15 milyar ABD dolar seviyelerinde olacağını gösteriyor. Bu yatırımların ise üçte birlik kısmı, elektrik iletim ve dağıtım sistemlerinde yapılacak yatırımları kapsamakta. SHURA’nın iletim sistemi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonunu incelediği önceki çalışmalarında, Türkiye elektrik iletim sisteminin, enerji dönüşümü için sağlam bir temel oluşturduğu gösterilmekte. Analizler, 2030 yılına kadar şebekede planlanan yatırımların gerçekleşmesi, yeni yenilenebilir enerji kapasitesinin sistem odaklı olarak yerleşimi ve talep tarafı katılımı, pompaj depolamalı hidroelektrik santraller, batarya enerji depolama sistemleri ve enterkonneksiyonlar gibi çeşitli esneklik opsiyonlarının sisteme eşzamanlı entegrasyonu ile Türkiye elektrik üretiminin %60 ile %70’lik kısmının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanabileceğini göstermekte.

Dr. Serhadlıoğlu, konuşmasında dağıtım sistemindeki dönüşüme de yer vererek, özellikle çatı üstü GES’ler, sayaç arkası bataryalar, elektrikli araçlar ve ısı pompaları gibi dağıtık üretim kaynaklarının artış göstermesiyle, elektrik üretiminin tüketime yakın noktalarda gerçekleştiğini ve tüketicilerin sistem işletiminde daha aktif rol alabildiklerini belirtti ve şöyle dedi: “Dağıtık kaynakların artış göstermesiyle birlikte, elektrik sistemi de merkezi olmayan bir yapıya doğru dönüşüyor ve enerji akışları da çift yönlü olarak değişiyor. Dağıtım sistemi operatörleri, geleneksel görevlerinin yanı sıra enerji dönüşümüyle birlikte şebeke kısıt yönetimi, iletim sistemi operatörüne reaktif güç ve gerilim desteği sağlama gibi yeni görevleri de yürütecek. Bu görevlerin verilmesinde ise ileri veri analizi ve gerçek zamanlı izleme gerekiyor. Bu da dağıtım seviyesinde akıllı sayaç ve akıllı şebeke altyapısına yönelik yatırım planlarının da hazırlanmasını gerektiriyor. Enerji dönüşümü ile birlikte dağıtım sistemlerinin de küçük birer iletim sistemi gibi çalışacakları değerlendirildiğinden, iletim sistemi operatörleri ile dağıtım sistemi operatörlerinin arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi, şebekenin etkin ve güvenli işletimi için oldukça önemli olacak”.