EMO’da Yönetim Zafiyeti ve Kimlik Kaybı
Mustafa FAZLIOĞLU / Elektrik Mühendisi / İ.T.Ü
Elektrik Mühendisleri Odası’nın Mevcut Durumu ve Çıkış Yolu
“Başarısız eleman yoktur, başarısız yönetim vardır.” Bu kadim ilke, sadece şirketler veya devletler için değil, meslek örgütleri için de geçerlidir. Bugün dönüp 72 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan Elektrik Mühendisleri Odası’na (EMO) baktığımızda; karşımızda güçlü bir kale değil, ne yazık ki kendi içine hapsolmuş, yönetimsel hatalarla itibar kaybetmiş bir yapı görüyoruz.
Menfaat Çatışmaları ve “Siyasetin Arka Bahçesi” Yanılgısı
Meslek odaları, birer siyasi platform veya ideolojik savaş alanı değildir; olmamalıdır.
Ancak yıllardır süregelen “2 sizden, 5 bizden” mantığıyla yürütülen pazarlıklar, farklı görüşlerde yaşanan ayrışmalar ve paylaşılamayan makam koltukları, EMO’yu bir “meslek örgütü” olmaktan çıkarıp, menfaat çatışmalarının merkezi haline getirmiştir.
Bir meslek örgütü, kapılarını siyasi yapılanmalara bu kadar geniş açarsa, orada teknik liyakatten ve mühendisin hakkından bahsetmek imkansız hale gelir. Geldiğimiz noktada EMO, maalesef diğer mühendislik branşları karşısında etkisizleştirilmiş ve kendi üyeleri nezdinde bile itibarsızlaştırılmış bir yapıya bürünmüştür. Oysa bizim ihtiyacımız olan; mühendisin emeğini, onurunu ve teknik gücünü temsil eden dinamik bir yapıdır.
Çözümün Yol Haritası: Eğitim ve Refah
Elektrik mühendislerinin bugünkü hâli ortadadır. Genç meslektaşlarımız işsizlik kıskacında, çalışanlarımız ise yoksulluk sınırına yakın maaş politikalarıyla boğuşmaktadır. EMO’nun öncelikli gündemi şunlar olmalıdır:
- Eğitim Destek Programları: Mühendisin sadece diplomaya sahip olması yetmez. EMO, dünyadaki teknolojik dönüşümü takip eden, yüksek nitelikli ve erişilebilir eğitim programlarıyla üyelerini donatmalıdır.
- Maaş Politikaları ve Öz Haklar: Mühendisin “medeni refah” seviyesine ulaşması için taban ücret uygulamaları ve özlük hakları konusunda EMO, en ön safta, tavizsiz bir mücadele yürütmelidir.
- Siyasetten Arınma: EMO, hiçbir siyasi emele teslim edilemez. Oda, partiler üstü, sadece bilimin ve meslek etiğinin rehberliğinde yönetilen bir yapıya geri dönmelidir.
Genç Mühendislerin Sahiplenme Duygusu
En büyük tehlike, genç mühendislerin odadan kopmasıdır. Genç meslektaşlarımızın EMO’yu bir “angarya” veya “uzak bir yapı” olarak görmesi, mesleğimizin geleceğinin kararması demektir. Onlara bu kurumu yeniden sevdirecek, “burası benim evim” dedirtecek projeler ivedilikle hayata geçirilmelidir.
Sonuç olarak; 72 yıllık bir birikimi, siyasi hırslara ve menfaat hesaplarına kurban edemeyiz. Elektrik mühendisliği, modern dünyanın lokomotifidir. Bu lokomotifi yürüten mühendislerin örgütü de aynı vizyona sahip olmalıdır. Bizim kavgamız kişilerle değil, bu başarısız yönetim anlayışıyladır. Mesleğimizin onurunu ve EMO’nun itibarını yeniden kazanmak için özümüze, yani sadece ve sadece mühendisliğe dönmek zorundayız.
